Ana içeriğe atla

25 Ekim 2013

Cuma, mutlu cuma.. Hep mutlu hep mutlu.. Öyle değil işte, değil.. Yok öyle bi dünya, sadece mutluluk çağırırsam peşimi bırakmaz diye düşünüyorum..
Sanırım yoruldum, anladım yıpranma eşiğim çok düşükmüş..
Öyle ottan boktan bişeye gereksiz alındım ki, yukardan inebilmek için (mesai saati sonunu) 1saat zor bekledim, şimdi aşağıda salya sümük.. Bir an önce (en azından yakalanmadan) kendimi toplayıp şurdan defolup gitsem iyi olacak..

 

Belkide mutsuzluğum kararsızlığım ve özgüvensizliğimle doğru orantılıdır. Baksana hepsi sız sız sız..

Dayım benim, benim dayım, iyiki var.. Onu dedi bunu dedi salya sümüklüğüm gitti.

Huma: Lida tatlım, dikkat edersen hepimizin zihin bizi mutsuz yapmak için çabalamakta. Zihnine fazla güvenme bilgisayardan pek farkı yoktur, zamanla toplum etkisi korku programı kayıt olur. O yorumlar, üzüntüler gerçek sen değilsin.

 

Hiç konuşmuşluğumuz olmamasına rağmen beni bile iki günde inciltmeyi beceren adamın bu gün nasıl bir insan olduğunu gördüm. Ego mu denir kapris mi.. Bilemiyorum ama çok bencil pencereden baktığı besbelli.. Beni teselli edenler iki şeyin üstünde durmuştu; aslında alınacak bir durumun olmadığı ve o kişinin ne kadar kendini çok çok büyük bişey olarak görmesi.