6 Nisan 2019

Bir aile geleneği gibi.. Görerek öğrenilem yanlış öğreti..

Balıkesire ilk geldiğimde farkettim. İsteyip istemediğin, yaptığın seçimi dile getirmiş olmana rağmen defalarca soruluyo, defalarca ısrar.. En sonunda seçtiğin şeyde kararsızlığın öyle çıkmaza giriyor ki ısrar edenin dediğine uyuyorsun. Bu geniş aileye girdiğimde o kadar hayatımı sarıp sarmaladı ki. Sonunda kendimi kararsız ve uyar köylü zannettim. Buna o kadar inandım ki, şaşılası.. 

Birde çok safiyane bir sebebi var: Belki söyleyemiyorsundur, belki içten içe samimi olduğumu anlaman için bir kez daha tekrarlamamı bekliyorsundur. 

Seçim yapamıyorsun, ilk seçtiğinle sonunda elinde olan apayrı.. Belki baştan beri her konuda bu dozda bi ısrar bombardımanıyla karşılaşmadığımdan belki de bu şekilde yaşayanlarla burun buruna gelişim yüzünden; ortada yanlış, vasıfsızlaştırıcı bir durum olduğunu fark edebildim. 

"Benim sözümün bi kıymeti var!" diye isyan çıkarmalarım, ilk dediğimi değiştirmemeye çalışmalarım, kendi kabuğuma çekilme uğraşlarım... Bir nebze. 

Son yıllarda merakım ve zekâmı birleştirip farklı farklı alanlarla ilgileniyorum. Her biri o kadar dallı budaklı, her biri ile adam akıllı ilgilenemediğimden yarım.. Kafamda sürekli doğru mu yapıyorum sorusu.. Hayranı olduğum zekâlara soruyorum olmuyor, bir tuhaflık var ama ne..

Geçen sene cesaret konulu bir seminer katıldım. Daha giderken düşündüm; hangi konularda cesaretliyim, cesaretli biri miyim? Tam anlamıyla bu soruların cevaplarının ben de olmadığı bir düzeyde sözüm ona kendimi geliştirmek için yaşıyordum. Bu seminerde de bir kez daha öğrendim, kalbe yönelmeliyim; zihin emreder, kalp davet eder. Tamam, davetleri dinlicem, icabet de edicem. Desemde olmadı bişeyler, hâlâ.. 

Bu gün için tek bir planım vardı; Alis hocamın ofisine gitmek, kafamdaki sorulara yanıt bulmak. Açıkça; ilgisini kaybetmiş bir öğrenci istemediğini söyledi, ne kadar da kendinden emin gözüküyordu.. "Lida önce kendine dürüst ol...." diye bir cümle söylediğinde... Beynimdeki elektrik akışı hızlandı. Bana dedi, dürüst dedi; ben dürüstlüğüme Tanrıya inancım kadar inanıyorum, peki ya kendime.., bir dönemde başkasına aşırı hoşgörülü kendime gaddar olduğumu söylerlerdi, gene kendimi unuttum mu ben, evet istiyorum fakat neden isteksizmiş gibi davranıyorum, ben ve isteklerini bu kadar mı görünmez hâle getirdim.....

Dört sene önce öğrendiğim anda kalma, geçen sene öğrendiğim kalbin daveti bir yanaa benim sürekli her işim yarım koşturmalarım, bırakamayışlarım, bitmeyen geçmiş özlemlerim bir yana..

Şu anda bu başlarken yürekten istediğim işin başına geçtiğimde neden istekSİZMİŞİM gibi davranıyorum.! Dimi yaa, ruhsuz gibi enerjisiz dolanıyorum. Bu başlarkenki arzuyu şu an başına geçtiğimde hissettiğimde.. Eureka!! İşte anda kalmak, işte yüksek performans, işte zevk, işte..

Fark ediyosun, öğreniyosun, birleştirmeye çalışıyorsun ama tam anlamıyla uygulayamıyorsun. Bu eureka anı güçlü oldu gibi.. 

 

Dip Not: arka fonda: https://youtu.be/Th9BhIjMkcQ