20 Kasım 2017

Enteresan değil mi.. 

Sosyal medyada ilkokul arkadaşımın kardeşini fark ediyorum; taa o zamanlardan sevediğim, kendime yakın hissettiğim adaşım. Antalyada bir mekânda akşamları çalıyormuş; bir video ile çook etkilendim. Benimde müzik, sanat zaafım var ya; ama Antalya ne alâka, büyük şehirlerden biri olsaa; elbet bi denk getirip dinlerdim.. 

Aradan geçti bir iki ay.. Ta ta nur topu gibi yıllık izinim oldu benim; sonunda, üç senenin sonunda.. Olaylar olaylar.. ve tabi tutmadı hayaller. Aslında karşılaştığım zorluklar, benim ancak her gün attığım birer ürkek adımlara rağmen kolaylığını da buluyordu.. Fark ettim; etmesine de hazır olan koşullara rağmen anlaşılan ben hazır değil idim.. 

Sonunda bana göre az risksiz, daha önce bildiğim, yıllardır istememe rağmen bir türlü fırsat yaratıp gidemediğim Adana’yı seçtim yıllık izinim için.. Tabi hazırlıksız yakalandım. Madem hazırlıksızım ozaman spontane olsun herşey dedim..

Yol uzun, araya bir şehiri alalım; hatta geceleri yol gündüzleri gezme yapalım.. 2 haftam var, sadece Adana kesmez dönüşte bi Türkiye turu misali başka şehirlere de uğrayalım.. Al sana belirsiz ama yeni bir plan.. Olmadı, yorulduğum yerden eve dönerim.. 

Şimdiii; Adanaya gider iken araya bir şehir.. hımm.. derken aklıma Antalya, adaşımı canlı canlı dinleme isteği geldi. Olur mu olur.. Bir gece öncesi zar zor otobüs bileti ve kalacak yer bulunur.. Ve böylelikle son dakika farkedilirki yol epey uzunmuş, ben vardığımda onlar çoktan programlarına başlamış oluyormuş.. Daha önce gitmediğim, hiç bilmediğim bir şehir; üstelik karanlıkta ilk adımlarımı atıcam.. Gerilmedim desem kesinlikle yalan olur.. 

Ama şehire var, kalacak yerini kesinleştir, mekâna yetiş; hiç bilmediğin güzergahlarda bir hengame... Ne olduğunu şaşırdım.. 

İlk izlenimim tuhaftı ama; bi sahil şehrine benzetemedim; Adana gibi desen değil aslında.. Anadolunun sahil kısmı işte dedim.. Böyle düşünmemin sebebi denizin ancak parklardan ve binaların üst katlarından görülebiliyor olmasıydı galiba.. İzmirden sonra kordon görmemek tuhaf geldi, ama geniş geniş yolları özlemişim müthiş..

Ertesi gün kendime gelebildiğimde sokaklara çıktım.. Bakalım nasıl bir şehirmiş bu Antalya.. Tabi yine kayboldum, hemde şehrin iki ucunda da başardım kaybolmayı.. Bahaneyle iyi öğreniyorsun ama.. Bak bu gün ikinci gezme günüm ve hiç kaybolmadım.. 

Akşam geldi aklıma: Kolay alıştım bu şehire, benimseyiverdim.. Nedenini anlayamadım. 

Ya İzmiri hiç bilmezken yaşamak beni epey büyütmüş ya da Antalya gerçekten kolay bir şehir.. Sanırım hangisi daha doğru şimdilik anlayamayacağım.. 

Ama sevdim ben Antalyayı; hatta manzaralarına aşık oldum bile diyebilirim, çektiğim fotoğraflara bile sürekli bakıp bakıp bunu ben çektim, bunu gözlerim canlı canlı gördü demekten kendimi alabilmek zor oldu.. Bir daha gelmek için elimden geleni yapacağım elbet..