15 Kasım 2017

Uzun süredir beklediğim günler geldi bile.. 

Acemilik her konuda tuhaf oluyor işte.. 

Planladım aslında ama yine tutmadı işte.. 

Otomatiğe bağlamış, fena yoğun, bana sorarsan yarım saatten bile az gibi gelen bi öğleden sonra geçirdim. Yaparım ara ara aşırı dozları, hiiç gocunmam.. Sonrasından açık havada uzun yürüyüş gelir tabi.. 

Daha günün muhasebesi saati gelmeden; evin kapısını açarken geldi aklıma o diyaloglar.. Bu akşamki istemsiz gülümsememin sebebi.. 

Gün içinde epey muhattap olduğumuz tiplerden, her gün her gün görülen sevimli üçü.. Üçüde gözümün içine baktılar da, ben iş yetiştirmeye çabalarken hiçbirine doğru dürüst bakamadım.. Ama kulağım hep onlardaydı; haliyle başlıca iş çıkaranlarım.. Üçüde yirmilerin başlarında ve bana Lida veya Lida abla demekte kararsız.. Aramızda oluştu artık bi samimiyet dee.. Onların hitaptaki kararsızlıklarını acayip komik bulmaya başladım.. Bu gün “Lida ablan...” dendiğinde, birkaç saniye bekleyip bi suratıma bakıp “Yanlız Lida; abla..!” diye şaşırmış bi ses duydum.. “Eveet, evet” dedim ama.. Tam o anda, o surata bakmak lazımdı.. O mimik görülmeye değerdi; tabi tahmin edebiliyorum. Yinede o an, ta eve adımımı atarken aklıma gelip gülümsetti..